İçişleri eski Bakanı MHP MYK üyesi Akşener, hükümeti suçladı
Mevcut hükümeti acizlikle suçlayan Akşener, AKP iktidarının ülkede çok ciddi zararlar verdiğini söyledi
MHP MYK üyesi, İçişleri eski Bakanı Meral Akşener, AKP hükümetinin bilinçli bir şekilde Türkiye'nin birliği ve bütünlüğünü sağlayan hassas konuları bir bir gündeme taşıyarak, tartışma ortamı yarattığını ve Türkiye'nin temel direklerini sarstığını söyledi.
Şemdinli olayına değinen Akşener, bombalama olayında iki askerin hedef gösterildiğini belirterek, Başbakan Erdoğan ve Meclis Başkanı Arınç'ın açıklamalarının ardından, bu devletin askeri, polisi, mit ve Jit hakkında illegaldir kanaat uyandırdığını ve bu durumun PKK'ya yaradığını ileri sürdü.
Meral Akşener, AKP hükümetinin bilinçli bir şekilde Türkiye'nin birliği ve bütünlüğünü sağlayan hassas konuları bir bir gündeme taşıyarak, tartışma ortamı yarattığını söyledi.
MHP MYK üyesi, İçişleri eski Bakanı Meral Akşener önceki gün gazetemiz Ortadoğu'yu ziyaret etti. Gazetemiz sahibi Zeki Saraçoğlu, Genel Yayın Yönetmeni Kenan Akın, Yazı İşleri Müdürü Mehmet Müftüoğlu, Yayın Danışmanı İrfan Ülkü, yazarlarımız Orhan Tahsin, Yalçın Güzelhan, Ramazan Kaan Kurt, işadamları Burhan Enuştekin ve Ümit Vural'la sohbet eden Akşener, hala gündemini koruyan Şemdinli'deki olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu. Başbakan'ın "Kürt sorunu vardır" sözlerinden, kamu görevlilerinin suçlanmasına dek birçok konuya değinen Akşener, hükümet eliyle devlet boşluğu yaratıldığını söyledi.
Akşener Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın Şemdinli olayından sonra "Jitem mi mitem mi bu açıklansın" sözlerini değerlendirerek "bu sözlerle direk jandarma hedef gösteriliyor, yani 'bu işi jandarma yapmıştır, jandarmadaki geçmişte jitem diye öne çıkan yapı illegaldir, dolayısıyla hükümet bunu çözmelidir'bunu böyle okuyorsunuz. Halbuki 8 ay evvel bir yasa çıkmış o yasada jandarmaya görevler verilmiş ve bunun yasayla çerçevesi çizilmiş" diyerek "bu yasanın çıktığı meclisin başkanı Bülent Bey bunu bilmiyorsa Türkiye'nin hali vahim, bilip bu manada söylüyorsa vahim ötesidir " diye konuştu.
Şemdinli öncesi adım adım
Şemdinli olayları öncesinde genel gidişat değerlendirmelerinde bulunan eski İçişleri Bakanı Meral Akşener Tayyip Erdoğan'ın " rahatsızlık duyduğum dediği 3 konu vardı. Bunlar: etnik milliyetçilik, bölgesel milliyetçilik, daha sonra da dinsel milliyetçilik. Başbakan kendinden menkul 3 tane tanım yaptı" diyerek bu açıklamalarının ardından Başbakan'ın yurtdışında gazetecilere söylediği " benim eşim Türk değil, benim eşim Arap bende Rizeliyim " sözlerini hatırlattı. Meral Akşener "benim eşimde Rizeli, Tayyip Erdoğan'ın bu sözlerinden sonra yerinden fırlayıp ne zamandan beri Rize Türkiye Devleti sınırları dışına çıkmış yorumunu yaptı" dedi.
Etnik bir problem yaratıldı
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'a bir süre gidemediğini iddia eden Akşener, Diyarbakır gezisinin ilginç bir gezi olduğunu söyleyerek "Diyarbakır'a bir süre gidemedi, Murat Karayılan bir açıklama yaptı, ondan sonra gitti. Sanki Tayyip Bey bir başka ülkenin iline gidiyor ve oranın yerel yöneticisi veya bölge sorumlusu kahve içmeye davet ediyor" dedi. Diyarbakır'a gittikten sonra da 'kürt sorunu vardır bu da benim meselemdir 'sözleri için "bu dakikadan itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başbakanı etnik bir pencereden Türkiye'nin fakirliğini, hukuki problemlerini, demokrasi problemlerini, ekonomik problemlerini birdenbire siyasi bir pencereden etnik bir mesele gibi ortaya koydu, ve bakmakla kalmayıp baktırmaya başladı." dedi. Ardından ilerleme ek raporunda kürtlerin ve alevilerin azınlık şeklinde tanımlanması isteğinin ortaya çıktığını belirten Akşener " bir meseleyi etnik bir problem şeklinde ortaya koyarsanız bunun çözümü siyasidir ve böyle algılanır" diye konuştu.
Kamu görevlileri suçlandı
Daha sonra ki süreçte yaşanan Şemdinli olaylarından bahseden Akşener, Başbakan'ın beyanatları ile ilgili olarak "nereye giderse gitsin bu işi çözeceğim" açıklamalarını eleştirerek bu tabirin yolsuzluk ve hırsızlık için kullanıldığını belirtip "terörle ilgili bir konuda böyle bir açıklama yaparsanız siz Başbakan olarak birşeyleri kabul etmiş oluyorsunuz. Bunu zaten kamu görevlileri yapmıştır dolayısıyla bu kamu görevlileri askerse -ki jandarma üzerinde odaklanıldı- Genelkurmay'a kadarda gitse ben bu işi çözücem anlamını taşır" dedi.
Bir taşla iki kuş
Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın "jitem mi mitem mi neyse bunu aydınlatsın" sözleri ile Başbakan'ın sözlerini yanyana koyup değerlendiren Akşener "şimdi burada bu işlemi jandarmanın içindeki bazı kamu görevlileri yapmış gibi bir algı söz konusu oldu. Burada bir taşla iki kuş vuruldu. Birisi devletin savunma refleksi anlamında bazı enstrümanları kullanabileceğini doğru gören insanlar açısından, 'bu devlet ne kadar beceriksiz bir devlet' kanaati çıktı. Öbür taraf içinde Susurluk'u devreye koyarak 'zaten bu devletin askeri, MİT'i, polisi illegaldir' diye bir kanaat uyandı." diyerek bunun sonucunun PKK'ya ve oradaki insanları sindirmeye yaradığını söyledi.
Teröre yanlış teşhis
Akşener, Başbakan Erdoğan'ın Kürt sorunu açıklamalarının ardından Güneydoğu'da bakanlık döneminde kurduğu dostlarından birçok telefon aldığını söyleyerek "yedi çocuğunun dördünü terör mücadesinde korucu olarak kaybetmiş bir ailenin reisi aradı dedi ki; 'Meral Hanım biz PKK'yı terör örgütü olarak görüp ben ve oğullarım mücadele verdi. Ancak başbakanın söylediğine göre Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bu olayı kürt sorunu olarak kabul etti' Şimdi bu açıklamalar orada Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin birlik ve beraberliğine gönül vermiş hatta şehit vermiş insanlarıda boşluğa düşürmüş oluyor" diye konuştu.
Acizliğin zararı ülkeye
Mevcut hükümetin acizliğine ve olaylardaki başarısızlığına değinen Akşener bu yönetimin ülkede çok ciddi zararlar verdiğini belirtip "20 küsür senedir PKK mücadesi yapılır, kamu görevlilerinin lojmanlarına, evlerine ilk defa saldırılarda bulunuldu. Bu da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenlik, hukuki ve siyasi otoritesinin olmadığınının görüntüsüdür. Bu görüntüyü kim verdi? Başbakan verdi, Meclis Başkanı verdi, İçişleri Bakanı verdi, Adalet Bakanı verdi." dediği açıklamalarına şu sözlerle son verdi:
"Bu olaylarda ciddi manada hükümet eliyle bölgede otorite boşluğu, devlet boşluğu yaratılmıştır. Kamu görevlileri zarar görmüştür. Ben bunu acizlik ve başarısızlık kadar, bilinçli bir tavır olarak değerlendiriyorum. " |